
Yazarlar: Şirketler Hukuku Departmanı, Av. Mustafa Şahin
I. Giriş
Limited şirket, Türk Ticaret Kanunu’nda sermaye şirketleri arasında düzenlenmiş olmakla birlikte, ortakların kişiliklerinin ve aralarındaki güven ilişkisinin önem taşıdığı yapısı nedeniyle anonim şirketten ayrılan bir nitelik arz eder. Bu karma yapı, özellikle esas sermaye payının devrine ilişkin düzenlemelerde kendisini göstermekte; kanun koyucu, sermayenin dolaşımını tamamen serbest bırakmak yerine, ortaklık yapısının korunmasını önceleyen bir sistem benimsemektedir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (“TTK”), limited şirkette esas sermaye payının devrini ayrıntılı bir usul rejimine bağlamış; pay devrini yalnızca taraflar arasında hüküm doğuran bir sözleşme olmaktan çıkararak, genel kurul onayı, pay defterine kayıt ve ticaret siciline tescil gibi şirket içi ve dışı mekanizmalarla tamamlanan çok aşamalı bir işlem hâline getirmiştir. Bu çalışmada, limited şirketlerde esas sermaye payının devri, TTK hükümleri çerçevesinde sistematik olarak ele alınmaktadır.
II. Esas Sermaye Payının Hukuki Niteliği
TTK m. 573/1 uyarınca limited şirket, esas sermayesi belirli olan ve bu sermaye esas sermaye paylarının toplamından oluşan bir sermaye şirketidir. Esas sermaye payı, ortaklık sıfatını temsil eden, ekonomik değeri bulunan ve kural olarak devredilebilir bir malvarlığı unsurudur. Bununla birlikte, limited şirkette pay devri, yalnızca bir malvarlığı tasarrufu olarak değil, aynı zamanda ortaklık yapısını ve şirketin kişisel niteliğini etkileyen bir işlem olarak değerlendirilir.
Esas sermaye payı, senede bağlanmamış “çıplak pay” şeklinde var olabileceği gibi, ispat aracı veya nama yazılı senet şeklinde de düzenlenebilir (TTK m. 593/2). Ancak payın senede bağlanmış olması, limited şirketlerde pay devrinin anonim şirketlerde olduğu gibi serbestçe gerçekleşmesi sonucunu doğurmaz; zira her hâlükârda TTK m. 595’te öngörülen devir rejimi uygulanır.
III. Esas Sermaye Payının Devri ve Şekil Şartları
A. Pay Devri Sözleşmesi (TTK m. 595/1)
TTK m. 595/1 uyarınca, limited şirkette esas sermaye payının devri ve devir borcunu doğuran işlemler yazılı şekilde yapılmalı ve tarafların imzaları noter tarafından onaylanmalıdır. Bu düzenleme emredici nitelikte olup, noter onayı devrin geçerlilik şartıdır. Adi yazılı şekilde yapılan veya noter onayı bulunmayan pay devri sözleşmeleri geçersizdir.
Pay devri sözleşmesinde, devreden ve devralan tarafların kimlikleri, şirketin ticaret unvanı, devre konu esas sermaye payının itibari değeri ve payın devrine ilişkin açık irade beyanı yer almalıdır. Bu unsurların bulunmaması hâlinde geçerli bir pay devrinden söz edilemez.
Ayrıca TTK m. 595/1’de, ek ödeme ve yan edim yükümlülükleri, ağırlaştırılmış veya tüm ortakları kapsayacak şekilde genişletilmiş rekabet yasağı ile önalım, alım, geri alım ve sözleşme cezasına ilişkin hükümlerin sözleşmede belirtilmesi gerektiği düzenlenmiştir. Kanun gerekçesi uyarınca, bu kayıtların sözleşmede yer almaması kural olarak sözleşmenin geçersizliği sonucunu doğurmaz; ancak devreden ortağın sorumluluğuna yol açabilir.
B. Senede Bağlanmamış Paylarda Devir ve Temlik Usulü
Limited şirkette esas sermaye payının senede bağlanmamış olması hâlinde, payın hukuki niteliği itibarıyla bir malvarlığı hakkı olduğu ve bu yönüyle Türk Borçlar Kanunu’nun (“TBK”) 183. maddesi kapsamında temlik yoluyla devrine ilişkin irade açıklamalarına konu olabileceği kabul edilmektedir.
Bununla birlikte, TBK m. 183 kapsamında temlik iradesinin bulunması, limited şirkette pay devrinin TTK’da öngörülen şekil ve onay şartlarını ortadan kaldırmaz. Başka bir ifadeyle, temlik mümkündür; ancak pay devrinin şirket ve diğer ortaklar bakımından hüküm doğurabilmesi için TTK m. 595’te öngörülen yazılı şekil, noter onayı ve genel kurul onayı şartlarının birlikte gerçekleşmesi zorunludur. Bu yönüyle TBK hükümleri, TTK’daki özel düzenlemeyi bertaraf eden değil, onu tamamlayan niteliktedir.
IV. Genel Kurul Onayı ve Örtülü Onay Mekanizması
A. Genel Kurul Onayının Hukuki Niteliği (TTK m. 595/2, m. 616/1-g)
TTK m. 595/2 uyarınca, şirket sözleşmesinde aksi öngörülmemişse, limited şirkette esas sermaye payının devri ortaklar genel kurulunun onayına tabidir. Aynı husus, genel kurulun devredilemez yetkileri arasında açıkça sayılmış olup, esas sermaye paylarının devrine onay verilmesi yetkisi münhasıran genel kurula aittir (TTK m. 616/1-g).
Genel kurul onayı verilinceye kadar, noter onaylı ve yazılı şekilde akdedilmiş pay devri sözleşmesi askı hâlindedir. Bu süre boyunca paya bağlı ortaklık hak ve yükümlülükleri devreden ortakta kalmaya devam eder. Genel kurul onayı, pay devrini tamamlayan ve ona hukuki sonuç kazandıran kurucu nitelikte bir unsurdur.
B. Örtülü (Zımni) Onay (TTK m. 595/7)
Kanun koyucu, pay devrinin belirsiz sürelerle sürüncemede bırakılmasını önlemek amacıyla örtülü onay mekanizmasını düzenlemiştir. TTK m. 595/7 uyarınca, pay devrinin şirkete bildirildiği tarihten itibaren üç ay içinde genel kurul tarafından açık bir ret kararı alınmadığı takdirde, pay devri kendiliğinden onaylanmış sayılır.
Bu düzenleme uyarınca, genel kurul tarafından açık bir onay kararı alınmamış olsa dahi, üç aylık sürenin sonunda devralan ortaklık sıfatını kazanır. Örtülü onay, pay devrinin geçerliliğini açık bir irade beyanına bağlamaksızın doğuran, kanundan kaynaklanan bir hukuki sonuçtur.
V. Pay Devri Kısıtlamaları ve Şirket Sözleşmesinin Rolü
Limited şirketlerde pay devrine ilişkin kısıtlamalar, kanuni bağlam ve sözleşmesel bağlam olmak üzere iki başlık altında ele alınabilir. Kanuni bağlam, pay devrinin genel kurul onayına tabi tutulması suretiyle ortaya çıkarken; sözleşmesel bağlam, şirket sözleşmesiyle getirilen ek sınırlamalar aracılığıyla şekillenir.
TTK m. 595/4 uyarınca, şirket sözleşmesi ile esas sermaye payının devri tamamen yasaklanabilir. Ayrıca pay devrinin belirli kişilere yapılması, belirli sürelerle sınırlandırılması veya devralandan teminat talep edilmesi de mümkündür. Bununla birlikte, bu tür sınırlamaların dürüstlük kuralı ile sınırlı olduğu ve keyfi uygulamalara imkân tanımadığı kabul edilmektedir.
Şirket sözleşmesi devri yasaklamış veya genel kurul pay devrine onay vermemiş olsa dahi, ortağın haklı sebeple şirketten çıkma hakkı saklıdır (TTK m. 595/5). Bu düzenleme, ortaklık yapısının korunması ile ortağın ekonomik özgürlüğü arasında denge kurmayı amaçlamaktadır.
VI. Genel Kurul Toplantısı Yapılmaksızın Pay Devri Onayı
(TTK m. 617/4)
TTK m. 617/4 uyarınca, herhangi bir ortağın sözlü görüşme talebinde bulunmaması hâlinde, genel kurul kararları toplantı yapılmaksızın, ortakların yazılı onayları alınmak suretiyle de alınabilir. Bu yöntemle alınan pay devrine ilişkin onay kararları, hukuki nitelik itibarıyla genel kurul kararıyla aynı sonuçları doğurur.
Bu hâlde toplantı çağrısı yapılmasına, fiziki toplantı gerçekleştirilmesine veya hazirun cetveli düzenlenmesine gerek bulunmaz. Uygulamada bu tür kararlar, “ortaklar kurulu kararı” olarak adlandırılmakta ve özellikle az ortaklı limited şirketlerde pay devri süreçlerini önemli ölçüde kolaylaştırmaktadır.
VII. Pay Defterine Kayıt ve Ticaret Siciline Tescil
(TTK m. 598)
Genel kurul onayını takiben, pay devrinin pay defterine kaydedilmesi gerekir. Pay defteri, şirketin ortaklık yapısını gösteren resmi iç kayıt niteliğindedir. Pay defterine kayıt, devrin geçerliliği bakımından kurucu değil, açıklayıcı nitelik taşır.
Pay devrinin ticaret siciline tescili ise üçüncü kişilere karşı ileri sürülebilirlik bakımından önem arz eder. TTK m. 598/3 uyarınca, sicil kaydına güvenen iyiniyetli üçüncü kişilerin güveni korunur. Bu yönüyle tescil ve ilan, devrin şirket dışı etkileri bakımından belirleyici rol oynar.
VIII. Sonuç
Limited şirketlerde esas sermaye payının devri, TTK ile birlikte ayrıntılı ve dengeli bir hukuki rejime bağlanmıştır. Yazılı ve noter onaylı pay devri sözleşmesi, genel kurul onayı, örtülü onay mekanizması, pay defterine kayıt ve ticaret siciline tescil, pay devrinin hukuki sonuç doğurabilmesi için birbirini tamamlayan unsurlar olarak karşımıza çıkmaktadır.
Bu çerçevede, limited şirket pay devri işlemlerinin yalnızca taraf iradeleriyle değil, kanunun öngördüğü kurumsal mekanizmalarla birlikte ele alınması; özellikle genel kurul onayı ve şirket sözleşmesi kaynaklı sınırlamaların titizlikle değerlendirilmesi, uygulamada doğabilecek uyuşmazlıkların önlenmesi açısından büyük önem taşımaktadır.
Güncel Bilgilerden Haberdar Olun
Ekibimizin Akademiye Katkıları