Yönetim Kurulu Sorumluluk Serisi-3: Yönetim Kurulu Üyelerinin Cezai Sorumluluğu: Türk Hukukunda Normatif Çerçeve ve Risk Alanları

Yönetim Kurulu Sorumluluk Serisi-3: Yönetim Kurulu Üyelerinin Cezai Sorumluluğu: Türk Hukukunda Normatif Çerçeve ve Risk Alanları

Yönetim Kurulu Sorumluluk Serisi-3: Yönetim Kurulu Üyelerinin Cezai Sorumluluğu: Türk Hukukunda Normatif Çerçeve ve Risk Alanları

23 Aralık 2025
Yönetim Kurulu Sorumluluk Serisi-3: Yönetim Kurulu Üyelerinin Cezai Sorumluluğu: Türk Hukukunda Normatif Çerçeve ve Risk Alanları

Yazarlar: Şirketler Hukuku Departmanı, Prof. Dr. Ali Paslı, Av. Mustafa Şahin

Giriş

Anonim şirketlerde yönetim kurulu, şirketin yönetim ve temsil yetkisini haiz zorunlu bir organ olarak, şirketin hukuki ve ekonomik varlığının devamı bakımından merkezi bir konumda yer almaktadır. Yönetim kuruluna tanınan bu geniş yetki alanı, yalnızca ticari karar alma süreçleriyle sınırlı olmayıp, şirket faaliyetlerinin hukuka uygun biçimde yürütülmesini sağlama yükümlülüğünü de kapsamaktadır. Bu kapsamda, yönetim kurulu üyeleri bakımından çok yönlü bir sorumluluk rejimi öngörülmüş; bu sorumluluk rejimi özel hukuk sorumluluğunun ötesine geçerek belirli hâllerde cezai yaptırımlarla da desteklenmiştir.

Türk hukukunda yönetim kurulu üyelerinin cezai sorumluluğu, tek bir kanunda sistematik biçimde düzenlenmiş değildir. Aksine, bu sorumluluk Türk Ticaret Kanunu başta olmak üzere Türk Ceza Kanunu, Sermaye Piyasası Kanunu, İcra ve İflas Kanunu ve ilgili özel mevzuat hükümleri çerçevesinde dağınık bir yapı arz etmektedir. Bu durum, uygulamada yönetim kurulu üyelerinin hangi fiillerinin cezai sorumluluk doğurabileceğinin öngörülmesini güçleştirmekte ve çoğu zaman cezai riskler ancak fiil gerçekleştikten sonra fark edilmektedir.

Bu çalışmada, yönetim kurulu üyelerinin cezai sorumluluğu; sorumluluğun hukuki niteliği, Türk Ticaret Kanunu ve diğer mevzuat kapsamında ortaya çıkan başlıca risk alanları ile uygulamaya yönelik değerlendirmeler çerçevesinde ele alınmaktadır.

I. Yönetim Kurulu Üyeliği ve Cezai Sorumluluğun Hukuki Niteliği

Cezai sorumluluk, ceza hukukunun temel ilkeleri uyarınca şahsidir. Bu ilke gereğince, bir fiilin cezai yaptırıma bağlanabilmesi için kusurun ve hukuka aykırılığın ilgili gerçek kişiye isnat edilebilir olması gerekir. Yönetim kurulu üyeleri bakımından da cezai sorumluluğun doğabilmesi, salt organ sıfatına değil, fiil üzerindeki hâkimiyet, kusur ve netice ile illiyet bağının somut olarak ortaya konulmasına bağlıdır.

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda (“TTK”) yönetim kurulunun devredilemez görev ve yetkileri açıkça düzenlenmiş olup, bu kapsamda şirketin üst düzey yönetimi ve gözetimi yönetim kurulunun sorumluluğu altındadır (TTK m. 375). Bu düzenleme, yönetim kurulu üyelerinin cezai sorumluluğu bakımından da önem taşımakta; özellikle denetim ve gözetim yükümlülüğünün ihmal edilmesi hâllerinde sorumluluğun gündeme gelmesine zemin hazırlamaktadır.

Cezai sorumluluk bakımından ayrıca, yetki devri ve fiili yönetim kavramları da önem arz etmektedir. Her ne kadar Türk Ticaret Kanunu’nda belirli görevlerin devrine imkân tanınmış olsa da, devredilemez görevler bakımından yönetim kurulunun nihai sorumluluğu devam etmektedir. Bu durum, uygulamada “görev dağılımı yapılmış olsa dahi cezai sorumluluğun ortadan kalkmadığı” yönünde değerlendirmelere yol açmaktadır.

II. Türk Ticaret Kanunu Kapsamında Yönetim Kurulu Üyelerinin Cezai Sorumluluğu

TTK’da yer alan cezai yaptırım hükümleri, yalnızca yönetim kurulu üyelerine özgü olmamakla birlikte, şirketin yönetim ve temsil yetkisinin yönetim kurulunda toplanmış olması sebebiyle, bu suçların faili çoğu zaman yönetim kurulu üyeleri olmaktadır. Kanun koyucu, bazı fiiller bakımından adli para cezasını yeterli görmüş, bazı ağır ihlaller açısından ise hapis cezası öngörmüştür.

A. Kuruluş, Sermaye ve Yapısal İşlemlerden Kaynaklanan Sorumluluk

Anonim şirketin kuruluşu, sermaye artırımı veya azaltımı ile birleşme, bölünme ve tür değiştirme gibi yapısal işlemler, şirketin hukuki varlığını ve alacaklıların menfaatlerini doğrudan etkileyen işlemlerdir. Bu nedenle, söz konusu işlemler kapsamında düzenlenen belgelerde gerçeğe aykırı beyanda bulunulması veya yanıltıcı bilgi verilmesi, cezai sorumluluğa bağlanmıştır.

TTK’nın 549. maddesinde, bu tür işlemlere ilişkin belgelerin veya beyanların gerçeğe aykırı olması hâlinde sorumluluk öngörülmüş; ayrıca sermayenin taahhüt edilmediği veya ödenmediği hâllerde, sermayenin taahhüt edilmiş ya da ödenmiş gibi gösterilmesi de ayrıca suç olarak düzenlenmiştir (TTK m. 550). Bu fiillerin yönetim kurulu üyeleri tarafından gerçekleştirilmesi hâlinde, hapis cezasına varan yaptırımlar gündeme gelebilmektedir.

B. Şeffaflık, Denetim ve Kamuyu Aydınlatma Yükümlülükleri

Anonim şirketlerde şeffaflık ilkesi, pay sahiplerinin ve üçüncü kişilerin korunması bakımından temel bir ilke olarak kabul edilmektedir. Yönetim kuruluna bu kapsamda çeşitli raporlama ve açıklama yükümlülükleri yüklenmiştir. Özellikle bağlı ve hâkim şirket ilişkilerinde hazırlanması gereken raporların düzenlenmemesi veya gerçeğe aykırı şekilde düzenlenmesi, Türk Ticaret Kanunu’nun 562. maddesi kapsamında cezai yaptırıma bağlanmıştır.

Bunun yanında, şirketin denetlenmesini engelleyici davranışlarda bulunulması veya kanunda öngörülen internet sitesi oluşturma ve içerik yayımlama yükümlülüklerinin ihlal edilmesi hâlinde de yönetim kurulu üyeleri bakımından adli para cezası riski söz konusu olabilmektedir (TTK m. 1524, m. 562).

C. Şirket Malvarlığının Korunması ve Borçlanma Yasakları

Şirket sermayesinin korunması ilkesi, anonim şirket hukukunun temel ilkelerinden biridir. Bu ilkenin bir uzantısı olarak, pay sahiplerine ve belirli kişilere borç verilmesine ilişkin sınırlamalar öngörülmüştür. Türk Ticaret Kanunu’nda düzenlenen bu borçlanma yasaklarına aykırı hareket edilmesi hâlinde, ilgili yönetim kurulu üyeleri hakkında adli para cezası uygulanması mümkündür (TTK m. 562).

III. Türk Ceza Kanunu Çerçevesinde Yönetim Kurulu Üyelerinin Sorumluluğu

Yönetim kurulu üyelerinin cezai sorumluluğu, Türk Ticaret Kanunu ile sınırlı olmayıp, Türk Ceza Kanunu’nda düzenlenen bazı suç tipleri bakımından da gündeme gelebilmektedir. Bu kapsamda özellikle güveni kötüye kullanma suçu, uygulamada en sık karşılaşılan risk alanlarından biridir.

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (“TCK”) 155. maddesi uyarınca, kendisine tevdi edilen yetkileri kötüye kullanarak şirketi zarara uğratan yönetim kurulu üyesi, suçun nitelikli hâlinden sorumlu tutulabilmekte ve ağır yaptırımlarla karşılaşabilmektedir. Bunun yanı sıra dolandırıcılık, zimmet ve görevi kötüye kullanma gibi suç tipleri de somut olayın özelliklerine bağlı olarak yönetim kurulu üyeleri bakımından gündeme gelebilmektedir.

IV. İş Sağlığı ve Güvenliği ile Özen Yükümlülüğünden Doğan Cezai Sorumluluk

Yönetim kurulu üyelerinin cezai sorumluluğu yalnızca aktif fiillerden değil, ihmal suretiyle gerçekleştirilen davranışlardan da doğabilmektedir. Şirketin faaliyet alanına ilişkin mevzuatta öngörülen iş sağlığı ve güvenliği önlemlerinin alınmaması, özellikle iş kazaları bakımından yönetim kurulu üyelerinin cezai sorumluluğunu gündeme getirebilmektedir.

Ölümlü veya ağır yaralanmalı iş kazalarında, yöneticilerin taksirle öldürme veya taksirle yaralama suçlarından sorumlu tutulması mümkündür (TCK m. 85, m. 89). Somut olayın özelliklerine göre, olası kast değerlendirmesinin dahi yapılabildiği görülmektedir. Bu durum, yönetim kurulu üyelerinin yalnızca stratejik kararlar bakımından değil, işletmenin fiili faaliyetleri bakımından da etkin bir gözetim yükümlülüğü altında olduğunu göstermektedir.

V. İcra ve İflas Kanunu Kapsamında Cezai Sorumluluk

2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nda (“İİK”) yer alan bazı suçlar bakımından, fiilin bir tüzel kişinin yönetimi kapsamında işlenmesi hâlinde yaptırım doğrudan yönetim kurulu üyelerine yönelmektedir. Özellikle ilamların yerine getirilmemesi ve iflasın istenmesi yükümlülüğünün ihlali bu kapsamda önem taşımaktadır.

Şirketin borca batık hâle gelmesine rağmen iflasın talep edilmemesi, alacaklıların menfaatlerini ciddi şekilde zedeleyebilecek nitelikte olup, bu yükümlülüğün ihlali hâlinde yönetim kurulu üyeleri hakkında hapis cezası uygulanabilmektedir (İİK m. 345).

VI. Sermaye Piyasası Mevzuatı Kapsamında Yönetim Kurulu Üyeleri

Sermaye piyasasına tabi şirketlerde görev yapan yönetim kurulu üyeleri bakımından 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’nda (“SerPK”) öngörülen yükümlülükler ayrıca önem taşımaktadır. Sermaye Piyasası Kurulu düzenlemelerine ve kararlarına aykırılık hâlinde idari para cezaları uygulanabilmektedir (SerPK m. 103).

Bunun yanında, bilgi suistimali ve piyasa dolandırıcılığı gibi suçlar Kanun’un 106. ve 107. maddelerinde suç olarak düzenlenmiş olup, bu suçların faili konumunda yönetim kurulu üyelerinin de yer alması mümkündür.

VII. Tüzel Kişilik ve İdari Para Cezaları

Türk hukukunda kural olarak tüzel kişiler hakkında cezai yaptırım uygulanmamakta, ancak Kabahatler Kanunu çerçevesinde bazı fiiller bakımından tüzel kişiler hakkında idari para cezası uygulanabilmektedir. Suçun şirket yararına işlenmesi hâlinde, failin şahsi sorumluluğuna ek olarak şirket hakkında da idari yaptırım söz konusu olabilmektedir (Kabahatler Kanunu m. 43/A).

VIII. Sonuç ve Değerlendirme

Yönetim kurulu üyeleri, anonim şirketin yönetim ve temsil organı olarak geniş yetkilere sahip olmakla birlikte, bu yetkilerle orantılı ağır bir sorumluluk rejimi altında faaliyet göstermektedir. Cezai sorumluluk riskleri, yalnızca açık hukuka aykırılıklardan değil, ihmal ve denetim eksikliklerinden de kaynaklanabilmektedir.

Bu çerçevede, yönetim kurulu üyelerinin görev ve yetkilerinin açık şekilde belirlenmesi, etkin bir iç kontrol ve uyum mekanizmasının tesis edilmesi ve mevzuata uyumun süreklilik arz edecek şekilde sağlanması, cezai sorumluluk risklerinin azaltılması bakımından büyük önem taşımaktadır.

Güncel Bilgilerden Haberdar Olun

Bilgi Havuzu & Haberler